HELP STEPS

Merhaba arkadaşlar hepimizin zor zamanlar yaşadığı bu günlerde bugün keşfettiğim çok güzel bir uygulama ile karşınızdayım. Uygulamamızın adı Help Steps. Bu uygulama sayesinde gün içerisinde attığımız her adımı paraya çevirerek bir yardım kuruluşuna bağışta bulunabilirsiniz.Ne kadar çok insan kullanırsa toplum kuruluşlarına fayda etkisi o kadar artacağı için, büyük bir kitlenin kullanması en temel amaç bizim için. Aşağıya bırakacağım linkte uygulama hakkında daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz.Ayrıca kaydolurken davetiye kodu bölümüne yine aşağıda bıraktığım kodu girersiniz 50.000 adım iyilikte bulunmuş olursunuz. Hep iyiliklere yürümek dileğiylee….

Davet kodu : AG29834135343

Sulu Boya Teknikleri

Sulu boya adından da anlaşılacağı üzere su ile karıştırılan bir boyadır ve oldukça şeffaf olan bu boyanın altında kalan işlemlerin neredeyse tümünü göstermektedir. Sulu boyanın diğer bir özelliği renkleri hafif ve saydam olmasıdır. İstediğimiz görüntüyü elde edebilmek için renkleri üst üste sürmemiz veya renklerin su oranlarını ayarlamamız gerekmektedir.

Çizmek istediğimiz her resimde olduğu gibi sulu boya ile resim yapmak istiyorsak eğer bazı teknikleri öğrenmemiz gerekmektedir. Tekniklerden önce sulu boya için gerekli olan malzemelerimiz;

En önemlisi sulu boyadır, tüp içerisinde veya kutu içerisinde ayrı olarak bulabilirsiniz. Elimizde olması gereken diğer malzemelerden biri sulu boya kağıdıdır, normal bir a4 kağıdına göre farklı bir yapısı olan bu kağıt suyun ve boyanın daha iyi dağılmasını sağlayacaktır. Resimlerimiz boyayabilmek için tabi ki de fırçaya ihtiyacımız bulunmaktadır. 30 numara kalınlığa kadar olan bu fırçalar yeni başlayanlar için 1,3,5,9,12 ve 15 numaralar sizin için en uygun fırçalar olacaktır. Sünger, resme başlamadan önce kağıdınızı ıslatmak ve resim yaparken kağıt üzerindeki fazla suyu almak için kullanabilirsiniz yine kağıdınızı ıslatmak için farklı malzemelerde kullanabilirsiniz. Malzemeleri set halinde de bulabilirsiniz ayrı olarak da alabilirsiniz.

Sulu boya tekniklerine geçersek eğer ilk olarak yapmamız gereken kuru kağıda mı yoksa nemli kağıda mı yapacağımız olacaktır. Nemli olan kağıtta boyanız daha rahat hareket eder ve geçişleri daha yumuşak olacaktır.

Resmimizi açık tonlardan başlayıp koyu tonlara doğru yavaş ilerlemelisiniz boyamaya geçmeden önce renginizi başka bir kağıtta denemenizi öneririm.

Kenarların veya yapacağımız resmin bazı kısımlarına kağıt bant yapıştırarak keskin hatlar oluşturabilirsiniz.

Tuzu kullanabilirsiniz. Tuz kristalleri suyu emerek bizlere organik doku elde etmemize yardımcı olacaktır. Boya hala ıslak olduğu zaman tuzu boyaya sürün ve kuruduğunda silebilirsiniz. Ağaç, toprak gibi organik dokuları bu şekilde yapabilirsiniz. Kağıdın kendi dokusu da size hoş dokular ortaya çıkaracaktır.

Damlaları kullanarak farklı görünüşler ve istediğiniz görünüşleri elde edebilirsiniz. Farklı renkteki damlaları bir araya getirerek istediğiniz yere yönlendirmeniz yeterli olacaktır.

Mürekkep kalem kullanarak da daha canlı ve parlak renkler elde edebilirsiniz.

Fırçanızın ucuyla resminize boyayı sıçratabilirsiniz. Rastgele sonuçlar ortaya çıkaracağı gibi yıldızlı bir gece yapmak istiyorsanız işinize yarayacaktır.

Bazı durumlarda sulu boyanızın kurumasını beklemeniz gerekebilir. İstediğiniz bazı renkler için bir katı sürdükten sonra kurumasını bekleyin ve diğer katı sürün bunun için zamanınız yoksa saç kurutma ile yapabilirsiniz.

Sünger kullanarak bazı yerlerinizi düzeltebilir, fırçadan bazı yerleri daha güzel boyayabilir farklı desenler ortaya çıkarabilirsiniz.

Kendinize uygun sulu boya setlerini buradan bulabilirsiniz 🙂

https://www.hobi24.com/sulu-boya-setleri

https://www.trendyol.com/sulu-boya?fiyat=70-225&qt=sulu%20boya%20&st=sulu%20boya%20&pi=2 https://www.ankasanat.com/sulu-boya-setleri

https://www.guvensanat.com/sulu-boya-setleri

HAFTANIN DİZİ ÖNERİSİ

Yazar Diana Gabaldon’un aynı adlı romanından uyarlanan bizi tarihte zaman yolculuğu yaparak İskoç vadilerine götürecek bir dizi önerisi ile karşınızdayız bu hafta.OUTLANDER. Başrollerinde Caitriona Balfe (dizideki ismiyle Claire Randall) ve Sam Heugham(dizideki yakışıklı karaktemiz Jamie Fraser) ın tutkulu aşkları izleyenlere vüüüv dedirtecek cinsten. 2.Dünya savaşında hemşirelik yapmış ,evli olan zarif kızımız Claire taşlarda bulunan geçit sayesinde kendisini 1743 yılının İskoçya’sında, Jamie Fraser’ın yanında bulur.

Sonrasında olanlar ise tarihsel kurgu ,dram ,bilim kurgu ve macera içeren olaylar silsilesi. Şuan bu olayları yazmak için çok hevesli olsam da spoiler için susuyorum maalesef:)). Diziyi izlerken bu dikkat çekici aşka mı? dizinin çekildiği şato ve kalelere mi? Geçmişle gelecek arasındaki bağlantıları çözmeye mi? estetik açıdan çok zengin olan İskoçya vadilerine mi ? yoksa muhteşem dizi müziklerine mi hayran kalırsınız bilemem ama emin olun ki tüm sezonlar bittikten sonra diziyi tekrardan aynı heyecanla izleyebilmek için tüm izlediklerinizi unutmak isteyeceksiniz.Dizinin modu için size birkaç dizinin müziklerinden bırakıyorum.İzleyip gelin ve dizi hakkında bol bol dedikodu yapalım.İyi seyirleeeer:)

MÜZİK LİNKLERİ:

https://www.youtube.com/watch?v=Hqppc7ZbEIo&list=PLgustM6Pd5ELsNUPjXuO6Kn-SVz9TfuYN&index=11

Dünyada Görülmeye Değer Olan Bazı Yerler

BENAGİL MAĞARASI

Portekiz’in güneyinde yer alan Atlas Okyanusuna kıyısı olan bu bölge Benagil Sahilinin 150 m doğusunda yer almaktadır. Mağaranın 3 ayrı girişi vardır ve bu girişler okyanus tarafından olmaktadır aynı zamanda mağarayı görmek isteyenler için tekne turları gerçekleştirilmektedir. Mağaranın bulunduğu Benagil Plajına yoğun talep olmasıyla birlikte doğal kaya oluşumları bizlere pitoresk plaj özelliği sunmaktadır.

WAİTOMO YILDIZ KURDU MAĞARASI

Yeni Zellanda’da bulunan Waitomo Yıldız Kurdu Mağarası ülkenin en iyi doğal cazibe merkezlerinden biri olarak bilinir. Mağaranın içerisinde gezi tekne turları ile gerçekleştirilmektedir. Bölgeye özel olan Arachnacompa Luminosa adındaki ateş böcekleri larva dönemleri boyunca ürettikleri mukus salgısında bulunan enzimler nem ve ortamda oksijen ile kimyasal bir reaksiyona girerek mavi ışık saçmaktadır. Gezi sırasında uçsuz bucaksız uzayda galaksimizi izliyormuş hissine kapılabilirsiniz.

VAADHOO ADASI

Maldivlerin Raa Atölü’ndeki Vaadhoo Adası dünyanın en popüler doğal ışıklandırma plajı olan Yıldızlar Denizine sahip bir adadır. Bölgeyi özel kılan sahilin mavi renge bürünmüş olmasıdır. Bu biyolüminesans olayı olarak bilinir. Bazı canlı organizmaların gerçekleştirdiği kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştürülmesi olayıdır. Bu etkinin görünür hale gelmesi için gün boyunca ve özellikle geceleri sabit bir sıcaklıkta olması gerekir.

MENDENHALL BUZULU

Alaska’nın başkenti olan Juneau şehir merkezine yaklaşık olarak 20 km mesafededir. Kasabanın Arkasındaki Buzul ve Küçük Gölün Arkasındaki Buzul olarak iki ismi bulunan bu Jeneau buzulu iklim değişikliği okyanusu ısıtırken giderek daha hızlı geri çekiliyor. 1958’den beri 3.2 km gerileme göstermiştir. Buzul yolculuğu da bu erimeden dolayı son derece tehlikeli olabilmektedir.

PLİTVİCE GÖLLERİ

Plitvice Gölleri Hırvatistan Cumhuriyeti’nin en eski ve en büyük milli parkıdır. Göl sistemi biri diğerine akan 16 isimlendirilmiş ve birkaç küçük isimden oluşur. Yukarı göller toplam 12 tane olup geçirimsiz dolomit kayaların üzerine oluşturulmuştur. Aşağı göller 4 tane olup sarp kayalıklarla derin bir kanyona kesilmiş geçirgen kireçtaşı, alt tabakasında oluşmuştur. Göller etkileyici şelale Sastavici’de sona eriyor.

ABRAHAM GÖLÜ

Kanada Alberta’da Rock Dağları yakınında bulunan bir göldür. Alberta eyaletinde en uzun insan yapımı göldür. Güzel turkuaz rengi suda bulunan buzul kaya parçacıklarının bir sonucudur. Kışın göl içerisinde yığın benzeri bir oluşumda donan metan kabarcıklarıyla tanınır.

ANTİLOP KANYONU

Antilop Kanyonu ABD’nin Arizona eyaletinin Page şehrinde bulunmaktadır. Bir zamanlar pronghorn antilop sürülerine ev sahipliği yapan kanyon yüzlerce yıl kumtaşı içinden akan suyla ve hava hareketleri ile şimdiki kıvrımlı yapısını kazanmıştır. Aşağı ve Yukarı Antilop olarak ikiye ayrılan yer de Yukarı Antilop en meşhur bölümüdür. Aşağı Antilop daha uzun olsa da fiziksel zorluklar sebebiyle daha az ziyaretçisi bulunmaktadır.

CENOTES – YUCATAN YARIMADASI

Meksika’nın güneydoğusunda yer alan ve Karayip Denizi’yle Meksika Körfezi’ni birbirinden ayıran Yucatan Yarımadası’nda bulunan Cenotes suyla doldurulmuş yeraltındaki karst mağaralardır. Yeraltı mağarasının çatısı çöktüğü zaman oluşan kireçtaşı derin su dolu bir dubadır. Bu daha sonra yağmur ve yeraltı nehirlerinden akkan suyla doğal bir havuz oluşturur. Antik Maya tarafından kurbanlık adaklar için de kullanıldığı bilinmektedir.

Yabancı dil Eğitimi: Görüp öğrenememe mottosu

Merhaba arkadaşlar

Birlikte farklı farklı konulara değinip öğrenerek kendimizi geliştirdiğimiz blog sayfamızda bu günkü konumuz yabancı dil gelişimi. Biz Türk gençleri için namı-değer görüp görüp öğrenememe mottosu. Oysaki bir çek atasözünde denildiği gibi yeni bir dil öğrenmek yeni bir ruh edinmektir. Bildiğiniz yabancı dillerle dünyanın farklı yerlerindeki ruhlara dokunabilir, o ruhlardan kendinize farklı pırıltılar katabilirsiniz. Peki neden böylesine insanı globalleştiren bir konuda küçüklüğümüzden beri okullarda ağırlıklı olarak görmemize rağmen bu kadar sıkıntı çekiyoruz hiç düşündünüz mü? Ya da bu sıkıntının çözümlerini hiç aradınız mı? Gelin bugün bu soruların cevaplarını arayalım.

Neden yabancı dil konusunda sıkıntılar içerisindeyiz?

Hadi hep birlikte ilkokul sıralarımıza dönelim. Harfleri öğrendiğimiz seslerle birleştirdiğimiz zamanlara. Şimdi bir düşünün biz bu güzel dilimizin sadece dil bilgisi kısmını öğrenseydik bugün o sıralarda oturmamızın anlamı neydi? Biz kendi ana dilimizi anne karnından itibaren dinledik ve sadece ortalama 1 yıl içerisinde konuşmaya başladık ve zamanı geldiğinde de okuduk, yazdık . Bunları yaptıkça da kelime haznemizi geliştirdik. Eğitim sistemimiz ise yabancı dil öğretme konusunda dil bilgisi ve nereden geldiğini bilmediğimiz kelimeleri bize ezberletmekte sonsuz bir döngü içerisinde bize karşı.Yabancı dil öğrenmeye o dili formalize etmekle başlanacağını öğrettiler. Z kuşağı olan bizler artık bu yanılgıyı yıkmalıyız.  Unutmayalım ki bir dili öğrenmenin temel adımları dinleme, konuşma, yazma, okumadır ve bir dil asla formüllerle bir kalıba sokulamaz. Seneler boyu tekrar ettiğimiz az sayıdaki dil bilgisi konuları ise sadece bu temel adımlar için bir destektir. Eğer ki yürümek istiyorsanız bu temel adımlara yoğunlaşın. Şunu da belirtmekte fayda var ki yeni bir dilin özümsenmesi için en az 1.5 yıla ihtiyacınız var. Bu süreç içerisinde bazen hiçbir şey bilmiyormuş gibi hissedeceksiniz. Bazen okuduğunuz 3 parça şeyi anlayabilmek için saatlerinizi harcayacaksınız ama yine de orada yazan metni tamamen anlamayacaksınız ama sizi temin ederim ki okudukça, öğrendikçe , kelime hazneniz geliştikçe diliniz  ve beyniniz lütfen artık bu bilgi birikimini konuş diye size yalvaracak.

Gelelim diğer bizi sıkıntıya sokan temel etkene. Ben üniversite dönemimde iki yıl hazırlık okumuş bir öğrenciyim.Dönüp baktığımda o iki yılda en çok duyduğum cümle ‘’Çalışırken sınavları geçmek için değil öğrenmek için çalış ‘’.Eminim ki eğitimi için yada kariyeri için dil öğrenen çoğu insanın duyabileceği bir cümle bu.Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki bu cümlenin altında yatan düşünce dil öğrenme sırasında yaşanan KAYGI. Yapılan sınavlar, doğal ortamında öğrenememize rağmen aksana kadar ne kadar o dili biliyoruz diye ölçme çabaları bizi büyük bir kaygı fırtınasına itiyor.Yeni bir dil öğrenmeye başladıysanız kendinizi yeni öğrenmeye, konuşmaya başlayan bir çocuk gibi görün. Telaffuzunuz yanlış olabilir ,kelimeleri unutabilirsiniz anlamakta zorluk çekebilirsiniz bunların hepsini küçük bir çocukta ne kadar normal karşılayıp gülüyorsanız kendinizde de o kadar normal karşılayın. Günümüz teknolojisinin dil öğrenme konusunda bize sağladığı imkanlarla bir oyuncak gibi oynayın.

Nasıl Yabancı dilimizi geliştiririz?

.Kendi tecrübelerimden söyleyebilirim ki dil öğrenmenin ilk adımı o dilde cümlenin ögelerini özümsemek ve cümle yapısını kavrayabilmektir. Bunun içinde OKUYUN arkadaşlar. Öğrenmek istediğiniz dille ilgili hikayeler okuyun, bol bol paragraf okuyup sorularını çözün. Metinlerde olan her cümleyi anlamıyla analiz ederek okuyun. Okumak hem kelime haznenizi hem de yazma yeteneğinizi geliştirecek. O dili öğrenmeyi kafaya ilk koyduğunuz andan itibaren ise dinleyin dinledikçe telaffuzunuz gelişecek ve diliniz alışacak. Kısacası özetlemek gerekirse gördüğünüz gibi bu dört temel adımda birbirlerini tamamlayan unsurlar o yüzden bir tanesini bile es geçmeyin. Günümüz dünyasında internet ile sayısız kaynak var elimizin altında yeni bir dil öğrenmek için. Eğer ki yorum ya da mail yoluyla öğrenmek istediğiniz dili bana belirtirseniz size bu her 4 temel beceriye dair istediğiniz dilde kaynakları içeren bir blog yazısı yazmaktan mutluluk duyarım.

Sözüm özüne gelirsek dil öğrenmek ve geliştirmek piyano çalmayı öğrenmek gibidir. Yıllar boyu piyano çalan birini izleyip dinlesenizde o piyanoyu çalmayı asla öğrenemezsiniz. O yüzden piyanonun başına oturup tuşlara dokunun, hissedin ve melodileriniz arasında kaybolup yeni ruhlarda kendinizi bulun. Bir sonraki yazımızda görüşene dek sağlıcakla kalın.